Mustafa Kemal Atatürk’ün Ölümü Ve Cenaze Töreni

Koskoca bir tarih göçüyor! Sloganları doktorların müdahaleleri ve alınan hiç bir önlem ve tedbir, koca bir devir ve liderinin hayattan göçüşüne engel olmadı. Yerel ve Uluslararası medya, adeta yazılı ve görsel basını ayağa kaldırarak memleketin dört bir yanını yasa boğdu.

 Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü ve cenaze töreni; O gün saatler durmuş 1938 sabahı saat 9’u 5 geçe Atatürk dünyayla olan bütün irtibatını keserken, bilinci giderek zayıflıyordu. Belge niteliğindeki arşiv çalışmaları ve bizzat doktorların tutanaklarından alınan bilgi ve mahkeme kayıt sonuçları şu şekildedir: 8 Kadim 1938 


Saat: 18.55/hastalık süreci, Dolmabahçe sarayında Atatürk fenalaştı yatağında doğrulup oturmakta güçlük çekmesi, gelecek felaketin sinyallerini daha o zamandan vermişti. Doktorlar bir taraftan ilaç veriyor, diğer taraftan buz -ilaç enjeksiyonu ve şok uygulamaları yapmaya ivedilikle devam ediyordu. Ataturk bir kaç defa Hasan Rıza Soyak ‘a saat kaç diye sordu. Mustafa Kemal’in ölümü ve cenaze töreni; Saatler 07.00 ‘ı gösteriyordu.

Biraz sessiz kalarak yatağına yattı. Doktoru Doktor Neşet Ömer Irdelp yanına sokulup iyileşip iyileşmediğini sordu, daha iyi olduğunu söyleyen Atatürk, dilini çıkartarak, bir kez daha doktoruna teslim olmuş bir şekilde tedavi için kontrollerin yapılmasına yardımcı oldu. Bir süre sonra artık dilini çıkaramıyor, doktorun söylediklerini anlamıyor dilini tekrar içeri sokuyordu.

Yana doğru kıvrıldı ve son sözü “Aleykumesselam” “oldu. Gözlerini kapadı ve konuştuğu son kelime bu oldu.10 Kasım sabahı rengi tamamen solmuş Atatürk, bilinci tamamen gitmiş bur şekilde öylece yatıyordu.

Doktor Müdahaleleri Ve Geçmeyen Zor Saatler

Doktorların dudaklarını bir mendil yardımı ile ıslatmaları, bir süre sonra yan kıvrılıp yatan, yüzünde cansızlık ve bilincinin giderek kapanması sonucunda bir devir kapanıyor nidaları tekrar ediyordu. Mustafa Kemal’in ölümü ve cenaze töreni; Doktorların üzüntü ve korkusu i eşliğinde saat dokuzu beş gece Atatürk dünyadan milyonların derin sevgi ve minnet duyan kalpleri eşliğinde sessizce ayrıldı.

Doktoru Kamil Berk ipek bir mendille çenesini bağladı. Ölümünün hemen ardından masklar, ölüm raporu ve otopsi ve tahnit yaptırıldı. İstanbul Hıfzıssıhha Müzesi Müdürü Dr. Nuri Hakkı Aktan sel Atatürk’ün yüzünün ve sağ elinin madkini ve mulajini yapmış günümüzde Anıtkabirde hala korunduğu bilinmektedir. Hastalık nedeni bilindiği için otopsiye gerek duyulmadı.

Naaşın uzun süre bozulmadan muhafaza edilmesinin tahnit işlemine gerek vardı. Ord. Prof. Şerafettin Yaltkaya, İstanbul üniversitesi ilâhiyat fakültesince, İslami kurallara göre yıkama işlemi gerçekleştirildi. 12 Kasım 1938’de Profesör Doktor Lütfi Aksu, Atatürk’ün bedenini tahnit ederek uzun süre bozulmaması için gerekli işlemleri koordineli ve dikkatli bir şekilde sürdürdü.

Defnedilmesi Ve Milli Yas Süreci

13 Kasım 1938 de ilk cenaze töreninde Atatürk’ün naaşını geçici bir süreliğine Etnografyada muhafaza edilmesine katar verildi; daha sonra Anıtkabire taşınacaktır. Atatürk’ün naaşı kurşun galvanizli bir tabuta konularak o da gül ağacından yapılan başka bir tabuta alınarak üzeri Türk Bayrağıyla örtüldü. O gün yediden yetmişe herkes ağlıyordu. 



Şehir soğuk ve sessiz, herkes matem içinde özellikle erkek ve kız çocukları küçük kalelerindeki dev Atatürk sevgisi ve minnet duygusu ile ağlıyor ortam buz kesmiş -soğuk, ağlama sesleri ve matem -acı günü tarihteki damga vuran feryat ve derin yara olarak; tarihteki yerini almayı başarıyordu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü ve cenaze töreni; Atanın naaşı Dolma Bahçe’ye aktarılır. Az halk Dolmabahçe’ye akın etti. Dolup taşan görüntüsü ile Dolmabahçe Atanın huzurunda binlerce ziyaretçi ile adeta büyülenmiş gibiydi.

Anıtkabir’e Nakil Safhası Yaşayan Lider‘’Atatürk’’

Üç gün içinde yaklaşık 600 bin kişi ziyaret ettiği istatistikî bilgi olarak kayıtlara geçti. Rıfat börekçi hoca; ‘’onun tertemiz hale getirdiği vatanın dört bir yanında, nerede olursa olsun cenaze namazı kılmaya her yer münasiptir.’’ sözleri damga vurdu.31 Mart 1939 da Etnografya Müzesine geçici olarak getirilen naaş, 1953 Yılında Anıtkabire taşındı.

Her yıl binlerce ziyaretçi ve Atatürk sever devrimin elçisi ve milli ruh bilinci taşıyan bir ideoloji ile merkezi Ankara’da olan Anıtkabiri hala Ata huzuruna çıkarak ziyaretlerine devam etmektedir. Atatürk, 82 yıl önce öldü fakat etkisi hala süren ve milli şuur bilinci ile yaşamaya devam eden, yaşayan bir dev olarak; çağları açıp kapatmaya devam edecektir.

Yorumlar