Mustafa Kemal Atatürk ve Anıtkabir

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu için takvim yaprakları 10 Kasım 1938’ i gösterirken Mustafa Kemal Atatürk,ebediyete uğurlanmıştır. Naaşı 19 Kasım 1938’ de Dolmabahçe Sarayı’ndan top arabasına konularak Sarayburnu’na getirildi. Daha sonra 21 Kasım 1938 tarihinde günümüzde Anıtkabir’in Barış Kulesi olarak korunan top arabası vasıtası ile I. TBMM önünden Etnografya Müzesine defnedildi. Böylelikle Mustafa Kemal Atatürk ve Anıtkabir birlikte anılmıştır.

Anıtkabir’in Yeri Nasıl Seçildi?

Ulu önder kendisi için bir mezar yeri düşünmemiştir ve böyle bir isteği ya da vasiyeti bulunmamaktadır. Atatürk isteseydi kendisi için büyük ve ihtişamlı bir mezar yaptırabilirdi fakat o, mal birikimlerinin büyük bir kısmını oluşturan varlığınıTürk Tarih Kurumu ve de Türk Dil Kurumu’na bağışlamıştır. Atatürk’ün yer konusunda bilinen sözü bir akşam yemeği sohbeti sırasında ifade ettiği elbet bir gün öleceğini ve kendisini Çankaya’ya gömülmesini ifade ederken hatırasının yaşatılmasını istemiştir. Kendisini milletim nereye isterse oraya gömsün, ifadelerini kullanırken hatırasının yaşayacağı yerin Çankaya olduğunu söylemiştir. 


Mustafa Kemal Atatürk ve Anıtkabir fikri Türk ulusunun ortak bir düşüncesi olarak ortaya çıkmıştır. Hükümet bunun için özel bir komisyon kurmuştur. Komisyona önerilen yerler arasında Çankaya, Etnografya Müzesi, Ankara kalesi, Bakanlıklar, , Gazi Orman Çiftliği Gençlik Parkı, Eski Ziraat Mektebi, Altındağ gibi yerler vardı. Atatürk’e yakışır en iyi yerin seçilmesi için çalışmalar başlamıştı. Komisyon üyesi Aydın Milletvekili Yüksek Mühendis Mithat Aydın önerilen yerleri uygun bulmamaktaydı. Ve bunun için Ankara’nın çeşitli semtlerini gezip incelemekteydi. Şehrin ortasında bulunan ve üzerinde birkaç yapı olan Rasattepe’ye çıktı. Buraya yapılacak olan anıtmezar çevresi boş olduğundan çok uzaklardan bile görülebilirdi. Bura “rasat” denilen yani hava gözlem istasyonu olmasından dolayı “Rasattepe” olarak adlandırılmaktadır. Çevresinde yer almış olan tepelerden sebebi ile halk burayı “Beştepe” olarak da adlandırıyordu. Burası her bakımdan bir anıtmezar yapılmasına uygun görülüyordu. Türk ulusunun Atatürk’e bağlılığının simgesi olarak “ Burada çok güzel bir anıt mezar olur” sözünden de yola çıkılarak anıtmezar çalışmaları başladı.

Yer sorununun çözülmesi ile 1941 de Anıtkabir’in proje çalışmalarına başlanıldı. Yarışma gerek yurt içinde gerek yurt dışında büyük ilgi gördü. Yarışmaya Türkiye, Almanya, Avusturya, İtalya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan toplamda 49 katılım olmuştur. Eserlerden 5 tanesi mansiyon, 3 tanesi ödül vermeye layık görülmüştür. Bu eserler içinden İstanbul Mimarlık Fakültesi Profesörü Emin Onat İle Doçent Orhan Arda’ya ait eser birinci seçilerek uygulanmasına karar verilmiştir.
Anıtkabir’in Bilinmeyenleri

Mustafa Kemal Atatürk ve Anıtkabir, Anıt Bloğu ve Barış Parkından oluşmaktadır. Barış Parkı, ülkemizin çeşitli bölgelerinden getirilen ve çeşitli ülkelerinden ülkelerini temsil etmek için gönderilen 48.500 civarındaki bitki ve ağacın bir araya gelmesiyle oluşur.Bu park Ulu Önder’in “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesini benimseyerek sembolik bir “Milletler Cemiyeti” olarak hayata geçirilmiştir. Tandoğan Kapısı’ndan içeri girildiğinde Anıt Mezara uzanan yolun iki kenarında 24 Oğuz boyunu temsil eden 24 tane aslan heykeli bulunmaktadır. 


Aslan figürlerinin çift olması birlik ve bütünlüğü sembolize ederken kedi gibi yatıyor olması ise barışseverliği sembolize etmektedir. Aslanlı yolun taşları, Ata’nın huzuruna çıkanların başının öne eğik olması için 5 santimlik boşluklarla döşenmiştir. Anıt Mezar dikdörtgen bir plan üzerine ve dört yandan kolonlarla çevrilmiştir. Duvarlarıaltın yıldızlarla yazılmış olan Atatürk’ün “Türk Gençliğe Hitabesi” olarak bilenen sesleniş ve de “Nutuk” adlı eserinden almaktadır. Anıtkabir’in bayrak direği de diğer unsurları gibi özeldir. 33,5 metre uzunluğunda 1946 yılında Nazmi Cemal adında bir Türk vatandaşı tarafından ABD’den gönderildi.

Mustafa Kemal Atatürk ve Anıtkabir’deki Atatürk Müzesinde ulu önderin dondurulmuş köpeği Foks’tan tıraş takımlarına, almış olduğu hediyeleri ve özel hayatını yansıtan pek çok parça yer almaktadır. Bunlar arasında Atatürk’ün anne ve babasının fotoğrafları, göğsünde taşımayı en çok sevdiği 1917’de Sultan 5. Reşat tarafından verilen altın imtiyaz madalyası, heykeller,maketler,büstler,üç boyutlu panorama yapımlar,yağlı boya tablolar gibi pek çok parça baş döndürücü bir güzellikte sunulmaktadır.

Yorumlar