Atatürk’ün Son Yılları

Atatürk’ün son yılları, bozulan sağlığına rağmen vatan için yaptığı çalışmalarla doludur. Bütün yaşamı mücadele içinde geçmiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937 senesinin sonlarına doğru sağlık sıhhati bozulmaya başlamış; buna rağmen o dönemlerde yoğun şekilde bitmeyen bir heyecan ile Hatay’ın ana vatanımıza dahil olması için çalışmalarına devam etmekten geri durmamıştır. Kısaca özet geçecek olursak; Mustafa Kemal Atatürk’ün karaciğer rahatsızlığı 1938 yılının Ocak ayında daha da belirginleşmiştir. Ulu Önder Atatürk, son günlerini İstanbul’da ve sürekli olarak doktorlarının gözetimi altında geçirmiştir. Ancak 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı’nda yaşama gözlerini kapatmış; vefatı, tüm millet üzerinde büyük bir üzüntü yaratmıştır. 



Atatürk’ün son yılları, her zaman olduğu gibi milleti için çaba sarfettiği uğraşlarla geçmiştir. 1938’de hayata gözlerini kapayan Ulu Önder Atatürk, gömüleceği yerle ilgili olarak bir vasiyet bırakmamıştır. Ancak bilinmektedir ki Atatürk, bir gün bir sohbet sırasında şu cümleleri kurmuştur: “Elbet bir gün öleceğim, beni Çankaya’ya gömer hatıramı yaşatırsınız!”. Ancak bu cümlelerin ardından da ısrarcı olmadığını hissettirmek için şöyle demiştir: “Beni, milletim nereye isterse oraya gömsün! Fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır.” Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V.DönemIII.toplantı yılının açılışında yaptığı konuşma ise şu şekilde akıllarda kalmıştır: “…Milletimizin lâyık olduğu yüksek uygarlık ve refah seviyesine varmasını alıkoyabilecek hiçbir engel düşünmeye yer bırakılmadığını ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle bahtiyarım!”.

Atatürk’ün Son Yılları ve Hayatı 

Atatürk’ün son yılları ve hayatı (1881-1911)başlığı altında yazımızın bu kısmında 1881 ila 1920 yılları arasındaki yaşamını ele almak istedik. Yaşama 1881 yılında gözlerini açan Mustafa Kemal Atatürk, Selanik’te dünyaya gelmiştir. Öğrenim çağına geldiğinde Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenimine başlamıştır. Ardından babasının isteği üzerine okul değiştirmiş ve Şemsi Efendi Mektebi’ne geçiş yapmıştır. 1888 yılına gelindiğinde ise Mustafa Kemal, babasını kaybetmiştir. Çok küçük yaşta babasını kaybeden Atatürk, o tarihten itibaren bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında yaşamıştır. Ancak kısa süre sonra Selanik’e dönüp okulunu bitirmiştir. Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydolan Mustafa Kemal Atatürk, kısa süre sonra da 1893 senesinde Askerî Rüştiyesi’ne girmiştir. Bu okulda okuduğu yıllar içerisinde matematik öğretmeni, Atatürk’ün adına “Kemal” adını da eklemiş, böylece “Mustafa Kemal” olarak anılmaya başlanmıştır. Atatürk, 1896-1899 tarihlerinde Manastır Askerî İdâdisi’ni bitirip İstanbul’da Harp Okulu’nda öğrenimine devam etmiştir. Tarihler 1902 yılını gösterdiğinde ise bu okuldan “Teğmen” rütbesi ile mezun olmuştur.

Atatürk’ün son yılları ve hayatı(1881-1911) ile ilgili bilgilere devam edecek olursak, uzun bir eğitim hayatı geçirdiğini görebiliriz. Yine Atatürk, “Teğmen” rütbesini aldıktan sonra da durmamış, bu kez Harp Akademisi’ne devam etmiştir. 11 Ocak 1905 tarihinde “Yüzbaşı” rütbesiyle akademiyi tamamlamıştır. Ardından 1905-1907 arasında Şam’da 5.Ordu komutasında görev almıştır. 1907’de “Kıdemli Yüzbaşı” olmuştur ve Manastır’a III.Ordu’ya atanmıştır. 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev almıştır. 1910’da Fransa’ya gönderilmiş; PicardieManevraları’na katılmıştır. 1911 olduğunda ise İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde görev almaya başlamıştır. 1911’de İtalyanların Trablusgarp’a hücum etmesi ile başlayan harpte Mustafa Kemal, arkadaşlarıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgelerinde görev almış; 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı’nı kazanmıştır.


Atatürk’ün Son Yılları ve Hayatı
(1912-1923)

Atatürk’ün son yılları ve hayatı (1912-1923)ile ilgili bir başka bilgiye göre 1912’de Derne Komutanlığına getirildiğini belirtelim. Yine 1912’de Balkan Savaşı sırasında Dimetoka ve Edirne’nin geri alınmasında büyük hizmetler gördü. 1913-1915 arası Ateşemiliterliği görevinde bulundu. Bu sırada I.Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı Devleti savaşa girmek mecburiyetinde kalmıştı. Mustafa Kemal de 19.Tümen’i kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirilmişti. 1914 yılında başlayan I.Dünya Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale’de bir destan yazmış; İtilaf Devletleri’ne “Çanakkale geçilmez!” dedirtmiştir. Daha sonra İngilizler 1915’te Arı8burnu’nda tekrar taarruza geçti ama Atatürk birkaç gün içerisinde Anafartalar Zaferi’ni kazandı. 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev almış; Ruslar’a karşı Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağlamış; 1917’de İstanbul’a gelmiş; 1918’de ise Halep’e 7.Ordu Komutanı olarak dönmüş; bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yapmıştır. 



Atatürk’ün son yılları ve hayatı(1912-1923) ile ilgili bilgilerin devamında Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildiğini söyleyebiliriz. Bu ordu kaldırılınca 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelmiş, Harbiye Nezareti’nde göreve başlamıştır. Ardından İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordusunu işgale başlamalarının üzerine Mustafa Kemal, 9.Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştır. 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ilan etmiş, Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırmıştır. Tarihler 23 Nisan 1920’yi gösterdiğinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmıştır.
Atatürk’ün Son Yıllarındaki Çalışmalar
(1923-1938)

Atatürk’ün son yıllarındaki çalışmalar ile ilgili olarak 1923 senesinden sonrasını anlatmak istiyoruz. Bu sürecin başları başarılarla dolu olmasına karşın son yılları karaciğer hastalığı ile geçmiştir. 1920 senesi TBMM’nin açılışı ve ardından 1923’te Cumhuriyet’in kuruluşu ile bağımsız devlet sistemine geçilmiştir. Aynı yıl 1923’te Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet'in ilk hükümeti kurulmuştur. Atatürk Türkiye'yi çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak için bir sürü devrim yapmıştır.

Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:
1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi :
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayi-i Teşvik Kanunu'nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları'nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadı verilmiştir.



Yorumlar