Atatürk’ün Hayatı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk 1881 tarihinde Selanik’te üç katlı pembe bir evde dünyaya gözlerini açtı. Annesi Zübeyde Hanım ve Babası ise Ali Rıza Efendi olarak bilinmektedir. Annesinin isteği üzere okul hayatına ilk olarak mahalle mektebinde başladı daha sonrasında ise Babasının isteği üzere Şemsi Efendi okuluna devam etti. Kısa bir süre sonra da Babası Ali Rıza Efendi vefat etti. Babasını kaybettikten sonra Mustafa Kemal kendisini yalnız hissetmişti çünkü ailesini ayakta tutan babası vefat etmişti. Daha sonrasında annesi Zübeyde Hanım ile dayısının yanına yerleştiler, bulundukları yer köy olduğu için okul yoktu ve Annesi bunun farkında olduğundan dolayı Mustafa Kemal’i Selanik’ te yaşayan teyzesi yanına okul okuması için gönderdi. Mülkiye Rüştiye okulunda küçük bir kavgaya karışan Atatürk’ü babaannesi okuldan aldı.


Mustafa Kemal askeri okula gitmek istediği için annesinin haberi olmadan Rüştiyeye başvurmuş ve kazanmıştı. Atatürk’ün hayatı yeni bir dönem başlıyordu, orta okulu bitirdikten sonra Manastır Askeri Lisesine yazıldı. 13 Mart 1899 tarihinde Atatürk artık bir Harp okulu öğrencisi olmuştu. Harp okulunun 3. Sınıfına geçtiği zaman Atatürk, memleketin içerisinde bulunduğu duruma çok üzülüyor ve başta bulunan subayların bu olaylara bir çare getiremeyeceğini düşünüyordu. Çarenin sadece Harp okulunda bulunan aydınların bir öncü subay olarak orduya katıldıktan sonra, bir kuvvet gerçekleştirmesi ile olacağına inanıyordu. 1902 senesinde 21 yaşına geldiği zaman Teğmen rütbesine sahip olduktan sonra Harp Akademisine girmiş oldu. Harp akademisinde okuduğu dönemde, kendi düşüncelerini diğer arkadaşlarına da yaymak amacı ile kendi içlerinde oluşturdukları grup ile gazeteye yazı yazmaya başladılar. Kurmay Yüzbaşı rütbesine sahip olduktan sonra Harp Okulunu bitirdi, tarihler 11 Ocak 1905’i gösteriyordu. 1905 yılında Şam da bulunan 30. Süvari Alayına staj yapmak için gitmişti ve bu staj döneminde siyasi yönden gözlemler yaparak kendisini geliştirdi. Devlet yönetiminin kötü olduğuna, ordu düzeninin geliştirilmesi gerektiğine ve halkın yönetim yüzünden çektiği sıkıntılara yakından tanıklık etmişti.

1 Ekim 1906 da kendi arkadaşları ile Vatan ve Hürriyet cemiyetini kurdular ve bulundukları bölgedeki örgütlenmenin bir kısmını Mustafa Kemal Atatürk üstlenmişti. Bu üstlendiği görev için Beyrut, Yafa ve Kudüs’e gitti. 23 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edilmişti, bu devrim ile birlikte Atatürk yurtta köklü bir değişim yapılması gerektiğine inanıyordu. Meşrutiyet ilan edildikten kısa bir süre sonra Meşrutiyete karşın yapılmakta olan ayaklanmaları bastırabilmek üzere Trablusgarp’a gönderilmişti, Trablusgarp’ta çeşitli görüşmeler yaptıktan sonra tekrar Selanik’e döndü. 13 Nisan 1909’da 31 Mart vakası gerçekleşti, İstanbul da yeni rejime karşı, gerici bir isyan baş gösteriyordu, Atatürk İstanbul’a gittikten kısa bir süre sonra isyanlar bastırıldı.

27 Eylül 1911 tarihinde İtalyanlarTrablusgarp’a saldırı düzenlemişlerdi, Mustafa Kemal Atatürk de oraya gidip İtalyanlar ile savaşmak istiyordu ve isteği gerçekleşti. Mustafa Kemal Atatürk Trablusgarp da iken Balkan Savaşı başlamıştı, Mustafa Kemal Avrupa yolu ile İstanbul’a gelmişti. 25 Kasım 1912 senesinde Mustafa Kemal Atatürk Akdeniz Boğazı KuvayıMürettebesi KomutanlığındaHarekat Şubesine Müdürlüğüne atandı. Edirne 21 Temmuz 1913 senesinde Bulgarlardan geri alınmıştı ve sonrasında Bulgarlar ile barış imzalandı. 27 Ekim 1913’de Sofya ya Ateşe olarak tayini çıktı Mustafa Kemal Atatürk’ün. Sofya Ataşeliği sırasında 1.Dünya Savaşı patlak vermişti, yıl 1 Ağustos 1914’ü göstermekteydi. 1. Dünya Savaşında Almanların yanında savaşıyorduk. 19.Tümen Komutanı olarak Mustafa Kemal Çanakkale Savaşına katıldı, bu savaş Dünya tarihinin en kanlı savaşlarından birisidir. Türk Askerinin inancı ve gücü sayesinde bu savaştan galibiyet ile çıkıldı. Bu savaş tüm Dünyaya Çanakkale’nin geçilmez olduğunu göstermişti. 14 Nisan 1916’da Silvan da daha sonra 6-7 Ağustos tarihlerinde Muş ve ardından Bitlis de bulundu, bu bölgeler düşman işgalinden kurtarılmıştı. Bu olayların olduğu zaman içinde Mustafa Kemal Atatürk 2.Ordu Komutan Vekilliğine atandı. 1916 yılının tam ortalarına doğru Mustafa Kemal Atatürk ülkemizin ve ordumuzun içerisinde bulunmuş olduğu durumu anlatan bir rapor hazırlayarak Başkomutan Vekiline ve hükümete bu hazırlamış olduğu raporu sundu. Sunduğu rapor Enver Paşa tarafından pek benimsenmediği için Mustafa Kemal Atatürk görevinden istifa ederek İstanbul’a geri döndü. 



7 Ağustos 1918 yılında Suriye ye 7. Ordu Komutanlığına tayin edilmiştir. O dönemde Suriye Cephesinde durum çok kötüydü, Atatürk elinde bulunan ordu ile çok fazla kayıp vermeden sınıra çekildi ve artık savaşın bitme noktasına gelinmişti. Osmanlı 30 Ekim 1918 yılında Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı.Koşulları belirsiz ifadeler ile dolu olan bu antlaşmayı Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman kabullenmedi. Mustafa Kemal Atatürk’e 9. Ordu Müfettişlik görevi teklif edildiği zaman hemen kabul etti. 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a arkadaşları ile ayak bastığı zaman, kendisi ve arkadaşlarının kafasında ülkenin nasıl kurtulacağı düşüncesi dolaşıp duruyordu. Mustafa Kemal Atatürk Samsun da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız bir yeni Türk Devleti kurmak düşüncesi içinde ilerlemeye başladı. 12 Haziran tarihinde Amasya ya geçerek Amasya Tamimini imzaladılar. Atatürk’ün yaptığı çalışmalar Devlet ve İngilizler tarafından duyuldu ve bu durum onların hiç hoşuna gitmemişti. 27 Haziran da Sivas’a geçen

Mustafa Kemal Atatürk halk tarafından coşku ile karşılanmıştı. 23 Temmuz 1919 da Erzurum Kongresi açıldı. Türk halkının kendisini yönetmesi amacı ile 23 Nisan 1920 de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Yeni Türk Devletinin ilk Anayasası 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edildi, bu Anayasaya göre egemenlik tamamen millete ait olacaktı. Bu sırada TBMM’ye karşı ayaklanmalar başlamıştı ama bu ayaklanmalar çok uzun sürmeden bastırıldı. Düzenli ordunun kurulması ile Kurtuluş Savaşı ülkemizin olması gerektiği durum içerisindeydi. Tüm yurt genelinde Ordu ve Halk el ele savaştı. 11 Ocak 1921’de 1. İnönü Savaşı galibiyet ile sonuçlanmıştı. 13 Eylül 1921’de Sakarya’nın doğusu Yunanlılardan temizlenmiş ve Dünya tarihinin en büyük meydan muaharebelerinden birisi kazanılmıştı.

20 Temmuz 1922’de Başkomutanlık sınırsız olarak Mustafa Kemal Atatürk’ e verilmiştir. 26 Ağustos sabahı erken saatlerde dikkat ve titizlik ile hazırlanan taaruz planı devreye konuldu ve 30 Ağustos tarihinde zafer Türklerin olmuştu. Düşmana toplanma fırsatı bile vermeden, düşman izlenmeye devam edildi. 18 Eylülde Batı Anadolu da 1 tane bile Yunan askeri kalmamıştı. 11 Ekim 1922 Yılında Mudanya Ateşkes Antlaşmasını İsmet Paşa İngilizler ile imzaladı. Türkiye’nin sınırları 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan anlaşması ile belirlenmişti, bu tarihimiz için büyük öneme sahip olan Antlaşmayı yine İsmet Paşa imzalayacaktı.

O dönemlerde Osmanlının gerilemesinin sebebi, eğitime önem vermemesinden kaynaklıydı. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyet’ini muasır medeniyetler seviyesine çıkartmak için çok büyük savaşlar verdi. Halkın daha eğitimli olması için elinden gelen şeylerin, hepsini Türk Halkı için yapmaya başladı. Ülkeye getirdiği yenilikler ve kurduğu fabrikalar ile Türkiye’yi tekrar ayağa kaldırmayı başarmıştır. 10 Kasım 1938’de İstanbul Dolmabahçe sarayında hayata gözlerini yumdu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk. Vefatından sonra Ankara da Anıtkabir inşaat edilerek, Mustafa Kemal orada sonsuz ebediyete uğurlandı.

Yorumlar