Atatürk’ün Hastalığı

Atatürk’ün hastalığı, o gün tüm silah arkadaşlarının ve vatanperverlerin büyük üzüntü duyduğu bir durum olarak vuku bulmuştu. Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk sağlık sorunları yaşamaya başladığı tarih 1937 yılı olmuştu. 1881 yılında dünyaya Selanik’te gözlerini açmış olan Mustafa Kemal Atatürk, ölüm senesi olan 1938 yılının başlarında, doktorların kendisine siroz teşhisi koyması ile karşı karşıya kalmıştı. Atatürk için hem Türk doktorları, hem de Avrupa’dan getirtilen uzman doktorlar seferber olmuş; onu iyileştirecek bir tedavi uygulanmaya çalışılmıştı. 


Atatürk’ün hastalığı dönemlerinde 1 Kasım 1938 tarihinde gerçekleşmiş olan TBMM’nin açılışına hastalığı yüzünden katılamamıştı. Atatürk’e iyileştirici tedaviler uygulanmaya çalışılmış; ancak uygulanan tedavilere Atatürk’ün vücudu ne yazık ki cevap verememişti. Tarihler 10 Kasım 1938 Perşembe gününü gösterdiğinde ise sabah saat 9’u 5 geçe İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Dolmabahçe Sarayı’nda hayat gözlerini yummuştur. O tarihten beri her yıl aynı gün Atatürk’ü Anma Günü olarak kutlanmaya ve yad edilmeye devam edilmektedir.
Atatürk’ün Hastalığı Siroz Nasıl Bir Hastalıktır?

Atatürk’ün hastalığı “siroz” nasıl bir hastalıktır? Atatürk’ün ölümüne yaklaşırken yaşadığı bu hastalığın nasıl bir hastalık olduğunu merak edenler için araştırdık ve hastalığın belli başlı belirti ve sonuçlarını yazımızın bu kısmına not aldık. Siroz hastalığı, her şeyden önce bir karaciğer rahatsızlığı olarak geçmektedir. Bu hastalık, tam anlamıyla karaciğer hücrelerinin kaybı anlamına gelir ki; bu da karaciğerin geri dönüşü olmayacak şekilde bir yaraya sahip olduğu karaciğer hastalığı komplikasyonudur. Hastalığın ortaya çıkmasının nedenleri arasında sık alkol kullanımı ve Hepatit B, C gibi ortak nedenler yer alır. Siroza neden olan bu hastalıklar, önce karaciğer hücrelerini zedeleyerek öldürür; daha sonrasında ölmüş olan karaciğer hücrelerine bağlı olarak iltihap ya da onarım skar dokusunun oluşmasına neden olmaktadır.

Atatürk’ün hastalığı siroz nasıl bir hastalıktır? Belirtileri nelerdir? Siroz genellikle karaciğerin hasarı yayılıp çoğalana kadar hiçbir belirti vermemektedir. Belirtiler ve semptomlar ortaya çıktığında ise şunlar görülebilir:

· Yorgunluk, halsizlik,

· Hastalıklı karaciğerde morarma belirtileri,

· Mide bulantısı,

· İştahsızlık,

· Bacak, ayak ve ayak bileklerinde ödem, şişkinlik,

· Ciltte kaşıntılar,

· Kilo kaybetme,

· Karında sıvı birikmesi (assit),

· Ciltte sarılık,

· Ciltte örümcek ağlarına benzeyen kan damarları oluşması,

· Bilinç bulanıklaşması, uyku halleri ve konuşmada bozukluklar,

· Libido kaybı,

· Avuç içinde kızarıklıklar oluşması,

· Burun kanaması,

· Anemi belirtisi,

· Kan kusma,

· Koyu renk idrar oluşması,
Atatürk’ün Hastalığı ve Vefatına Doğru Yaşananlar

Atatürk’ün hastalığı ve vefatına doğru yaşananlar, özellikle yıllardır onun yanında bulunmuş ailesi ve arkadaşları, ona görevinde kusur etmemiş çalışma arkadaşları ve sonrasında da tüm vatanperver millet bireyleri tarafından oldukça üzücü olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde saat 9.05'te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yummuştur. Ancak hastalığı sırasında en acı dönemlerinden biri de karnında sıvı biriktiği dönem olmuştur. 


O süreçte acı içinde olduğu her halinden anlaşılan Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine riskli bulunmasına rağmen karnında biriken sıvı boşaltılmış; karnından 12 litre sıvı çıkmıştır. Bu tıbbi işlemin ardından Atatürk’ün zayıfladığını, âdeta içine çöktüğünü, yakın arkadaşları aktarmışlardır. Bu işlemin ardından bir süre daha hayat mücadelesini sürdüren Mustafa Kemal, o halinde dahi devlet işlerinin takibini yapmakta; gerekli evrakları imzalamaktan geri kalmamaktaydı. Ancak 10 Kasım günü vefat ettiğinde geriye kendisinin de deyimiyle Çankaya’daki hatıraları kalmış; ulusu büyük bir üzüntü sarmıştı. Cenazesi ise 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi'nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına gömüldü.
Atatürk’ün Hastalığı Sırasında Kaleme Aldığı Vasiyeti

Atatürk’ün hastalığı sırasında kaleme aldığı vasiyeti, kendi elleriyle masasının çekmecesine konulmuştu. Hastalığının ilerlediğini sezinleyen Mustafa Kemal Atatürk, tüm detaylarıyla düşünülmüş bu vasiyeti yazmaya karar verdi. Bir gün o hasta haliyle ayaklanıp, traşını oldu; her zamanki gibi röpteşambırını giyindi. Gayet temiz ve şık bir şekilde, bütün acısını bir kenara bırakıp vasiyetini yazmaya başladı. Tamamladıktan sonra ise ilgili kişiye vermek üzere çekmecesine koydu. İşte o vasiyetinde şunlar yazmaktaydı:

Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, terk ve vasiyet ediyorum:

1. Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki 100’er lira verilecektir.

3. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir.

4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5. İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.

K.Atatürk







Yorumlar