Atatürk’ün Eğitime Katkıları

Atatürk’ün eğitime katkıları yadsınamaz derecede büyük ve bir milletin kaderini değiştirecek nitelikte önemli olmuştur. Atatürk herşeyden önce büyük bir asker, güçlü bir devlet adamı ve diplomattır. Ancak bununla beraber eğitim-öğretim alanında yaptığı çalışmalar, milletimizin çağ değiştirmesini, gerçek manada atılım gerçekleştirmesini sağlayacak nitelikte olmuştur. Mustafa Kemal’in “Millî Eğitim” konusunda gösterdiği ilgi-önem ve bu konuda öne sürdüğü görüşler incelendiği vakit, bu noktada âdeta bir eğitim lideri gibi konunun üzerine eğildiği, konunun bütün yönleri ile yakından ilgilendiği, millî eğitimin değerini çevresine her fırsatta anlatmaya çalıştığı ve millî eğitimde göz önüne alınması gereken amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülmektedir. 


Atatürk’ün eğitime katkıları üzerinde araştırma yapıldığı vakit, onun eğitim alanındaki yenileşmenin tek önderi olduğu anlaşılmaktadır. Atatürk’ün gözünde Türk Millî Mücadelesi sadece askerî alanda gerçekleşecek bir harekat değildi. Askerî alanda kazanılacak olan zafer, millî kurtuluşun yalnızca ilk şartıydı. Ancak zaferden sonra yapılacak olan işler, en az bağımsızlık mücadelesi kadar önemliydi. Henüz savaş devam ederken bile Atatürk, savaş sonrası oluşacak sorunların çözümüne hazırlanmakta; bu süreçte dahi “Millî Eğitim” konusuna eğilmekteydi.
Atatürk’ün Eğitime Katkıları ve Eğitim Anlayışı

Atatürk’ün eğitime katkıları ve eğitim anlayışı gösteriyor ki; bir millet, ancak ve ancak güçlü bir temelde kök bulduğu zaman bağımsızlık mücadelesini sürdürebilir. Atatürk’ün eğitim anlayışı, bunun bir göstergesi niteliğindedir. Atatürk’ün eğitime verdiği önemi işaret eden bir başka olay şu şekilde cerayan etmiştir: Atatürk’e “Cumhurbaşkanı olmasaydınız, ne olmak isterdiniz?” diye sormuşlar ve cevap olarak şu cümleyi duymuşlar… “Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim”. Atatürk’ün bu cevabı, eğitimi millet hayatı içerisinde ne kadar önemli gördüğünü göstermektedir. Atatürk’e göre orduların yönetiminde nasıl ilim ve fen rehber edinilip zafere kavuşulmuş ise milletimizi yetiştirmek için rol alan okullarımız ve yüksek eğitim kurumlarımızın kuruluşunda da ilim ve fennin yol gösterici nitelikte olacağı aşikârdır. Bu düşünceyle Atatürk, öğretmenlere şu şekilde seslenmiştir: “Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordunuzun zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdürecek ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız!”.

Atatürk’ün eğitime katkıları ve eğitim anlayışı göz önüne alındığında milletimizin bugünkü özgürlük sınırları anlaşılabilmektedir. Aynı mantıkla Atatürk’ün düşüncesine göre eğitim, milletlerin bağımsız-hür yaşayabilmeleri, kalkınıp güçlenmeleri için mutlak şarttır. Yine bir başka sözü şu şekilde kulaklarımızda yankılanır: “En önemli, en esaslı nokta; eğitim meselesidir. Çünkü eğitim, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terkeder!”.
Atatürk’ün Eğitime Katkıları Nelerdir?

Atatürk’ün eğitime katkıları nelerdir?.. Yazımızın bu kısmında cevap bulacak olan bu soru, aynı zamanda önderimizin eğitimi nasıl güçlü temellere oturtmaya çalıştığına da ışık tutacak bilgiler sunacaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarına baktığımızda Atatürk’ün bu yaklaşımı ile belirlenmiş olan millî eğitim politikasının, temelde üç temel amaca yöneldiğini görmekteyiz. Bunlar şu şekilde sıralanır:

1. Millî kültür birliğinin sağlanması,

2. Vatandaşlık eğitiminin ve ilköğretimin yaygınlaştırılması,

3. Türkiye’nin ihtiyaç duymakta olduğu eğitimli insan gücünün yetiştirilmesi.

Atatürk bu anlamda her alanda karşılaşılan zorlukları aşmaya çalışmış; ancak diğer alanlarda karşılaşılan zorlukların aşılmasında eğitimin anahtar rolünde olduğu düşüncesiyle eğitime çok fazla önem vermiş, özel bir ilgi göstermiştir. Bu noktada artık “Atatürk’ün eğitime katkıları nelerdir?” sorusuna madde madde cevap verebiliriz:

· 3 Mart 1924’te Eğitim ve Öğretimi Birleştirme Kanunu ile mektep-medrese ikiliği ortadan kaldırılarak Millî Eğitim Bakanlığının çatısı altında toplanmıştır.

· Bu kanun ile eğitim ve öğretim laikleştirilmiştir.

· Bu kanunun ardından millî eğitim alanında, içte ve dışta ilgili olan uzmanlara danışılarak, çağdaş ve modern fikirlere uygun programlar düzenlenmiştir.

· 1924’te ayrıca Topkapı Sarayı, müze şekline getirilmiştir.

· Yine 1924’te Etnografya Müzesi ve Güzel Sanatlar Akademisi açılmıştır.

· 1926-1927 yıllarından başlayıp karma eğitime geçilmiştir.

· 1 Kasım 1928 tarihinde “Yeni Türk Alfabesi” kabul edilmiştir.

· Atatürk’ün eğitim savaşının temel ilkeleri, kurulmuş olan bu kurumların hâkim prensibi olarak kabul edilmiştir. 



· Cumhuriyet Dönemi en büyük yeniliklerinden biri de Arap harfleri yerine Latin harflerinin kullanılmasıdır.

· Yeni harflerin kabulünden sonraki süreçlerde geniş halk kitlelerine okuma-yazma öğretmek için “Millet Mektepleri” kurulmuştur.

· Atatürk, o süreçte “Başöğretmen” olarak topluma önderlik etmiştir.

· 1932 senesinde kültür ve eğitim kurumları olarak “Halkevleri” faaliyete geçmiş bulunmaktadır.

· Ülkedeki tek üniversite kurumu olan “Darûl-Fünun”, 1933 tarihinde “İstanbul Üniversitesi” olarak değiştirilmiş-düzenlenmiş; sonrasında sayıları her gün artmaya devam eden üniversiteler ile eğitim-öğretim alanındaki çabalar sürmüştür.

· 15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kurulmuştur.

· 12 Temmuz 1932 yılına gelindiğinde Türk Dil Kurumu (TDK) kurulmuştur.

· 1933 yılında İstanbul Üniversitesi ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakülteleri açılmıştır.
Atatürk’ün Eğitime Katkıları ve Bu Alandaki Başarısı

Atatürk’ün eğitime katkıları ve bu alandaki başarısı, milletimizi bugünkü çağdaş kalitesine kavuşturmuştur. Yalnızca askerî alanda kalmayıp, milletimin özüne inmeyi başaran bu eğitim yenilikleri, toplumun her kesiminden insana fayda getirecek düzenlemelerle gerçekleştirilmiştir. Alfabe değişikliği gibi büyük bir yenilik ile karşılaşan Türk halkı, Atatürk’ün açmış olduğu Millet Mektepleri ve Halkevleri gibi kurumlar sayesinde bu yenileşme adımlarını kolayca gerçekleştirebilmiş; köklü değişiklikler içerisine girebilmiştir.

Atatürk’ün eğitim politikası, kendi zamanının diğer ideolojilerinin eğitim politikasıyla mukayese edildiğinde, temelde onlardan ayrıldığı rahatça anlaşılabilmektedir. Diğer ideolojilerin hemen hepsi belli bir unsuru alıp onu mutlaklaştırmaktadır. İdeolojiler “devlet”, “ırk”, “işçi sınıfı”, “din” veya “sermaye” gibi unsurlardan yalnızca bir unsuru eğitim politikasının biricik temeli olarak kabul eder. Kısacası bunların hepsi de felsefî dilde söyleyecek olursak “monist”, yani tekçidirler. Atatürk’ün eğitime katkıları ve bu alandaki başarısı ise onun bu şekilde tek yönlü düşünen bir önder olmamasından ileri gelir. Eğitim politikasının temelinde birden fazla unsur yer alması gerektiğine inanmış, buna göre düzenlemeler ve yenilikler yapmış ve bu sayede de son derece başarılı olmuştur.

Yorumlar