Atatürk ve Büyük Taarruz

Atatürk ve Büyük Taarruz yılları hakkında söylediği sözler, bugün dahi Türk ulusunun yoluna ışık tutacak değerde ve niteliktedir. Atatürk’ün Büyük Taarruz sırasında söylediği en önemli sözlerden bir tanesi “Zafer, zafer benimdir, diyebilenindir!” şeklinde o günkü kayıtlara geçmiştir. Büyük Taarruz’u hâlâ akıllarımıza resmeden en önemli tarih ise 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlanmaya devam edilmektedir. 2020 itibariyle takvimler 30 Ağustos’u gösterdiğinde ülkemiz, aslında bu Zafer Bayramı’nın 98.yılını kutlayacaktır. Tarihe âdeta damgasını vuran Büyük Taarruz hareketi, Atatürk ve askerlerinin büyük bir destan yazdığını gösterir. 



Atatürk ve Büyük Taarruz askerleri, düşmanı büyük bir yenilgiye uğratmıştır. Düşmanı böylesi bir hezimete uğratan Türk Ordusu’nun zaferini, bugün hala 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlamaktayız. Bu taarruz hareketi, Atatürk’ün başkomutanlığında yapılmış olduğu için “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” ismiyle de bilinmektedir. Bu muharebenin başarıyla neticelenmesinden sonra ise Yunan Orduları İzmir’e kadar takip edilip izlenmiş, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’in kurtarılması ile Türk toprakları Yunanlar’ın işgali altından kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülkemiz sınırlarını terk edip gitmesi daha sonraki süreçte olsa dahi, 30 Ağustos tarihi sembolik olarak ülkemiz topraklarının geri alındığı tarihi temsil etmektedir. Bugün ise Büyük Taarruz, yani Kurtuluş Savaşı, Atatürk’ün o günlerde askerlerine söylediği nice ulu sözle akıllarda yer eder.

Atatürk ve Büyük Taarruz Günlerindeki Sözleri

Atatürk ve Büyük Taarruz günlerindeki sözleri, tarihe damga vuracak nitelikte olmuş; o günlerde Türk Ordusu’nun kalbine dokunmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün asker arkadaşlarına o günlerdeki sözleri arasında şu cümleler yer almıştır:

· “Ben,size taarruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.”

· “Ya istiklâl, ya ölüm!”

· “Zafer, zafer benimdir, diyebilenindir. Başarı ise başaracağım diye başlayarak sonunda başardım diyenindir.”

· “Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

· “Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.”

· “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

· “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk edilemez.”

· “Milletimiz zafer sevinci ile gerçek ve hayati menfaatlerini unutacak kadar kendinden geçmemiştir.”

· “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz.”

· “Hiçbir zafer gaye değildir, zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için en belli başlı vasıtadır.”


Atatürk ve Büyük Taarruz Düşüncesi

Atatürk ve Büyük Taarruz düşüncesi, Türk ulusunun şanlı tarihindeki en önemli bağımsızlık mücadelesi olarak karşımıza çıkmaktadır. İşgal altındaki bir vatanın işgal devletlerinin elinden kurtulup bağımsızlığını ilan etmesinin öyküsüdür aslında… Bugün yaşadığımız bağımsız vatan sınırları, o gün verilen mücadelenin bir sonucudur. Peki Büyük Taarruz günleri nasıl geçmiştir, bu savaş nasıl kazanılmıştır? Herşeyden önce biliyoruz ki; o gün Başkomutan görevindeki Mustafa Kemal Atatürk’ün savaş arkadaşlarına söylemiş olduğu yüreklendirici sözler, aslında savaşın da kaderini belirleyen sözler olmuştur. Büyük bir yürek gücüyle verilen bu mücadele, Atatürk ve silah arkadaşlarının aslında sadece yürek gücüyle kazanılmıştır. İşgal devletlerde, örneğin Yunan’da olmayan iman gücü, askerlerimizin bu mücadelede başarıya muvaffak olmalarını sağlamış; devam eden mücadele sırasında yaşanan 30 Ağustos, sembolik olarak aldığımız zaferin işareti olarak kutlanmaya devam etmiştir. Atatürk’ün Büyük Taarruz düşüncesi ince ince tüm detaylarıyla hesaplanmış bir planın ta kendidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün vatanın her karış toprağını sarmış olan işgal devletlerini geri püskürtmek ve milletin bağımsızlığını sağlamak için yaptığı bu plan, her detayıyla düşünülmüş bir mücadele hareketinin planıydı. Bu sayede düşman devletler ülkeden kovulabildi ve milletin ve devletin bağımsızlık sınırları yeniden çizilebildi.
Atatürk ve Büyük Taarruz Şartları 



Atatürk ve Büyük Taarruz şartları her ne kadar kısıtlı olsa da,bu harekât, diğer adıyla bu milletin Kurtuluş Savaşı tarihe adını yazdırmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Taarruz için yaptığı planı önce Nurettin Paşa ve Yakup Şevki Paşa uygun görmemiştir. Ancak bunun üzerine Atatürk, “Tarihe karşı tüm sorumluluğu ben üzerime alıyorum!” demiş ve taarruz planını hayata geçirmiştir. Bu noktada bu planı anlayabilmek için o günün mevcut savaş şartlarına bakmamız gerekmekte… Peki Kurtuluş Savaşı hangi şartlarda meydana getirilmişti?

Atatürk ve Büyük Taarruz şartları hakkında şunları söyleyebiliriz… Ülkemiz Türk Ordusu’nun sahip olduğu olanaklar ile düşman devletlerin sahip olduğu olanaklar kıyaslanabilecek ölçüde dahi değildi. Tarafların insan, silah ve araç-gereç gibi sahip olduğu unsurları kıyasladığımızda, insan ve tüfek gücü açısından birbirine yakın olduğunu söylemek mümkündü. Ancak buna karşın hafif ya da ağır makinalı tüfekler, toplar, uçak ve motorlu araçlar açısından Yunan ordusu daha fazla alternatife sahipti. Türk Ordusu ise buna karşın daha fazla süvariye sahip taraftı. Tüm bu şartlarda ortaya konan Kurtuluş Savaşı Mücadelesi, aslında insan ya da tüfek gücünden ziyade, yürek ve iman gücüyle kazanılmış bir savaş olarak tarihimizi süslemektedir.
Atatürk ve Büyük Taarruz Planı

Atatürk ve Büyük Taarruz planı hakkında söyleneceklerin en başında, aslında Atatürk’ün herkese rağmen ve karşı görüşlere rağmen bu planı hayata geçirebildiği geliyor. Bu anlamda takdirle andığımız Mustafa Kemal Atatürk’ün taarruz planı ise şu şekildeydi:

“Ordularımızın ana kuvvetlerini düşman cephesinin bir cenahında ve mümkün olduğu kadar dış cenahında toplayarak, bir imha meydan muharebesi yapmak, ilk plandı. Bunun için ana kuvvetlerimizi, düşmanın Afyonkarahisar civarında bulunan sağ cenah grubu güneyinde ve Akarçay ile Dumlupınar hizasına kadar olan alanda toplamak gerekiyordu. Düşmanın en önemli noktası orasıydı ve kesin sonuç almak ancak düşmanı bu cenahından vurmakla mümkün olabilecekti.” Mustafa Kemal’in taarruz planını Nurettin Paşa dışında diğer komutanlar ve Yakup Şevki Paşa uygun bulmamış; bunun üzerine Mustafa Kemal, “Tarihe karşı bütün sorumluluğu ben üzerime alıyorum!” demişti.

Atatürk ve Büyük Taarruz planı hayata geçtiğinde, zafer çanları yavaş yavaş çalmaya başlamıştı. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, 6 Ağustos 1922’de ordularına gizli olarak taarruza hazırlık emrini verdi. Ayrıca Mustafa Kemal de cepheye gidişini herkesten gizli tutmuştu. 20 Ağustos 1922 tarihinde Akşehir’de Batı Cephesi Karargâhı’ndaydı. Mustafa Kemal Atatürk, aynı gün Batı Cephesi Komutanına, “26 Ağustos 1922 sabahı düşmana karşı taarruza geçilmesi”ni emretti.26 Ağustos olduğunda Atatürk’le beraber İsmet, Fevzi ve Nurettin Paşa da Kocatepe bölgesindeydi…Ve 26 Ağustos 1922 tarihinde Kocatepe’de sabah saat dört buçukta topçu atışıyla birlikte Büyük Türk Taarruzu başlamış oldu.Belentepe, Kaleciksivrisi, ve Tınaztepe gibi üç önemli yer ele geçirilmiş;27 Ağustos’ta Afyon cephesi yarılarak düşman güçlerinden kurtarılmıştı.30 Ağustos günü, 26 Ağustos sabahı başlamış olan ve 5 gün 5 gece sürmüş olan Meydan Muharebesi son bulmuştu ve düşmanın asıl kuvveti imha edilmişti. SavaşıAslıhanlar-Çal-İşören bölgesinde ve Çalköyü’nün doğusunda Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa yönettiği için, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, bu savaşa “Başkumandan Muharebesi” ismini vermişti.


Yorumlar