Atatürk ve Balkan Savaşları


Mustafa Kemal, görevine başladığı ve gelişim gösterdiği dönemde özellikle Libya bünyesinde de yer almış olmanın verdiği tecrübeyi iyi değerlendirmiştir. Karşılaştığı pek çok fiziksel ve bölgesel tecrübeyi hem Trablusgarp için Osmanlı İmparatorluğu lehine kullanmak hem de saldırılara karşı koymak istemektedir. Atatürk ve balkan savaşları ile alakasız bir noktaya gitme potansiyeli bulunan bu süreçte sadece İtalya değil, diğer devletlerin de rolü büyüktür. 
Trablusgarp Savaşına Giriş ve Lider Belirleme



30 Eylül 1911 tarihinde gerçekleştirilen Libya saldırısı ile İtalya, Osmanlı tarafından Afrika’da yönetilen toprak parçasına el koymak istemiştir. Ortaya çıkan ani saldırının en kısa süre içerisinde karşı konularak def edilmesi, bölgedeki halkın İtalyanlara boyun eğmemesi gerekmektedir. Libya ve çevresindeki bölgede yer alan halkın nelere ilgi duyduğu, hangi devlete daha yakın olduğu, kimin tarafında yer alacağı belirsizdir. Her ne kadar, uzun süredir Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilmiş olsalar da, özgürlük veya yeni bir yönetim düşüncesiyle isyan etme ihtimalleri bulunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu tarafından Atatürk ve Balkan savaşları ile ilgili sürecin ilk tohumu olan, Libya’ya sevk için planlar yapılmıştır. İtalya tarafından bu bölgeye asker çıkarıldığı ilk andan itibaren, bölgedeki direnişçileri temizlemek ve yönetici sınıfı ortadan kaldırmak için planlar uygulanmıştır. Osmanlı’nın anakarası içerisinde, devletin yanında ve direnişi en iyi şekilde organize edebilmek için en iyiyi yapacak komutanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Binbaşı Enver Bey, Binbaşı Nuri Bey, Binbaşı Fethi Bey, Yüzbaşı Ali Bey ve Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal, birlikte yola çıkmıştır. Sivil olarak tanımlanmaları ve kendilerine verilen sahte geçiş belgeleriyle bölgeye geçiş yapmaları sağlanmıştır. Mustafa Kemal ise bölgeye, Gazeteci Şerif Bey unvanıyla giriş yapmıştır.
Trablusgarp Savaşı ve Yurda Dönüş

İtalyan ordusu tarafından Libya kıyılarına çıkartma yapılmış, pek çok noktada ise kıyılardan iç kısımlara ilerleyecek fırsatı bulamamışlardır. Savaş sırasında hastalanan fakat Derne cephesindeki görevini sürdüren Mustafa Kemal Atatürk ve Balkan Savaşları ise İtalya’nın hamlesiyle başlamıştır. Bölgedeki savaşta pek çok noktada başarıları yerel halkın ve gönderilen komutanların üstün başarısıyla elde ettikten sonra, İtalya tarafından 12 adaya çıkartma yapıldı. 



Gerekli deniz gücünün bulunmaması nedeniyle bu çıkartmaya Osmanlı İmparatorluğu tarafından kısa sürede karşılık verilemedi. Daha sonra ise Osmanlı’nın hem İtalya’ya karşı hem de Avrupa’dan gelecek olan ordulara karşı eş zamanlı çaba sarf edemeyeceği üzerinde duruldu. Bu tespiti yapan yabancı komutanlar tarafından alınan karar ile Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ tarafından saldırıya geçilir. Ana yurdun korunabilmesi için hem yetenekli subaylara ihtiyaç olmakta hem de ordunun birliğinin tüm coğrafyaya dağılmamasına ihtiyaç olmaktadır. Atatürk ve Balkan Savaşları bu noktada İtalya ve Osmanlı tarafından yapılan Uşi Antlaşması (15 Ekim 1912) sonucu Afrika’daki topraklarımız teslim edilmiştir. Gönderdiğimiz subaylar aradan geçen 9 günün ardından yurda geri çağırılmıştır.

Yurda Dönüş ve Binbaşı Rütbesiyle Savaşa Katılım

Mustafa Kemal ve Trablusgarp’a gönderilen silah arkadaşları tarafından yola çıkıldıktan sonra, Romanya üzerinden İstanbul’a geçiş yapıldı. Bu noktada o döneme göre savaş başladığı için ulaşım için ortalama bir süre olan 36 gün içerisinde İstanbul’a dönüş gerçekleşti. 20 Kasım 1912’de İstanbul’a geldiklerinde, Avrupa’dan saldırıya geçen devletler tarafından çoktan İstanbul’un kapılarına kadar ilerlenmişti. İstanbul’da Çatalca içerilerine kadar gelen düşman ordusu, tüm batı bölümü ele geçirmişti.

AtatürkveBalkanSavaşları için yurda gelindikten sadece bir hafta sonra iki bölgede kendisine yetki verildi. Mustafa Kemal’in gelir gelmez, arkadaşlarının yer aldığı toplantıya katıldığı ve Selanik dahil Rumeli’nin neden bırakıldığıyla ilgili hesap sorar. Durumu anlatan arkadaşlarına ise sert çıkışarak, böyle bir saldırının olması muhtemelken askerlerin neden politikaya karıştığıyla ilgili sitemlerde bulunur.

İç Anlaşmazlıklar ve Edirne’nin Geri Alınışı

Trablusgarp’a gönderilen subayların geri gelmesinden sadece birkaç hafta sonra aslında savaşın tamamen kaybedildiği anlaşılmış, antlaşma masaları kurulmuştu. Selanik ve Rumeli bölümünde yer alan toprakların tamamı, doğru dürüst bir karşı koyma gerçekleştirilemeden, hükümette ve muhalefette yaşanan kaostan ötürü kaybedilmişti.

Kaybetme silsilesinin en etkileyici yanı ise Avrupa’dan Balkan Savaşı katılımcılarının asker sayılarının, Osmanlı Devleti tarafından yönlendirilen askerlerden az olmasıydı. Daha fazla ve onlara nazaran daha iyi komutanlar olmasına rağmen, muhalefet ile hükümetin beklenmedik tavrı, savaşın kaybında etkili rol oynamıştır.Atatürk ve Balkan Savaşları için gerekli adımlar, Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından değil, hükümet ve muhalefet yanlısı subaylar tarafından yanlış atılmıştır.

Bulgaristan’ın da katılımcılar arasında yer aldığı ülkeler, Osmanlı Devleti tarafından önceden sahip olunan yerleri ele geçirdikten sonra, hangi bölgeleri pay edeceklerini tartıştılar. Sonunda da pay sahiplerinden olan Bulgaristan’ı ortaya atarak bir an önce bu devleti yemeyi planladılar. Bu kargaşadan fırsat çıkarmak isteyen Mustafa Kemal’in kolordusu, Çatalca üzerinden ilerlemeyi başlattı. Edirne’nin bugünkü sınırlarına dek ilerledi ve düşmanı geri sürdü.

Normalde elden çıkan bir şehri veya bölgeyi geri alabilmek için şehre giren ilk ordunun adı tarihe geçer ve komutana unvan kazandırır. Edirne’ye giren orduyu yöneten kişi Mustafa Kemal olmuş ve bu durumla ilgili net bir şekilde bildiride de bulunmuştur. Buna rağmen, 23 Ocak 1913 tarihinde darbe yaparak hükümete gelen Mahmut Şevket Paşa ve adamları tarafından her alanda faaliyetler başlamıştır. AtatürkveBalkanSavaşları için başarılı politikalar yönetebilecek ve stratejiler belirleyebilecekken birbirine düşen subayların yaptığı hamleler de tarihe geçmiştir. Etkili subayların Afrika kuzeyinde görevde olması nedeniyle işler daha kısa süre içerisinde sarpa sarmıştır.

Edirne fatihi normalde Mustafa Kemal olarak tarihe yazılması gerekli bir durumken, Enver Paşa’nın Edirne Fatihi olduğu söylentileri yayılmıştır. 23 Temmuz 1913’te gerçekleşen hadisenin ardından, durumla ilgili yanlış beyanat ve sözlerin bir an önce değişmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal’in görev yeri değiştirilmiştir. Sofya’ya askeri ateşe olarak 27 Ekim 1913 tarihinde gönderilerek, etkinliği hükümet tarafından azaltılmak istenmiştir. Savaşın ardından Osmanlı Devleti için iç kaosu tetiklenecek ve başarısızlığın faturasının yıkılması isteneceği döneme geçiş yapılmıştır. Atatürk ve Balkan Savaşları ise Osmanlı Devleti’nin çökmeye başladığının son göstergesi olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Yorumlar